Siyaset Felsefesine Giriş

smith-smalToplam 10 videodan oluşan bu oynatma listesi Prof. Steven B. Smith’in Yale Üniversitesi’nde verdiği siyaset felsefesine giriş derslerinden oluşmakta. Bu derste Prof. Smith  başka bir yerde kolay kolay rastlayamayacağınız çok zengin bir anlatım ve merak uyandıran bir üslup eşliğinde, siyaset felsefesi konusunu ele almakta. Bu oynatma listesini tamamladığınızda, siyasetin temellerini, insanla, hayatla olan ilişkisini ve felsefedeki yerini objektif olarak akademik düzeyde kavramış oluyorsunuz.  Bu derslerin amacı Batı siyasal geleneğinin bazı temel metinleri ve düşünürlerinin incelenmesi yoluyla siyaset felsefesine bir giriş yapılmasıdır. Siyasal yaşamı anlamada merkezi öneme sahip üç genel konu üzerinde odaklanılmaktadır: polis tecrübesi (Platon, Aristoteles), egemen devlet (Machiavelli, Hobbes), anayasal yönetim (Locke) ve demokrasi (Rousseau, Tocqueville). Farklı siyaset felsefelerinin çeşitli siyasal kurum yapıların ve bizim yaşam biçimlerimizi ifade ediş biçimi ders boyunca incelenmektedir. Oynatma listesinin orijinal YouTube versiyonu formatına  buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

1) Siyaset Felsefesi Nedir?

Profesör Smith, “siyaset felsefesi”nin alanını ve doğasını tartışmaktadır. Sosyal bilimlerin en eskisi olarak siyaset felsefesi çalışması Platon ve Aristoteles’in eserleri ile başlamalıdır ve siyaset çalışmasının temel kavram ve kategorilerini derinlemesine incelemelidir. “Hangi rejimler en iyileridir?” ve “iyi vatandaşlığı ne oluşturur?” soruları Platon’un Savunu’su temelinde ortaya konup tartışılmaktadır.

2) Sokratik Vatandaşlık: Platon

Bu bölümde Prof. Steven B. Smith’in 2 ders olarak işlediği “Sokratik Vatandaşlık” isimli dersin tek bir kayıt altında toplanmış hali yer almakta. 1. Ders, Platon’un Sokrates’in savunmasını konu alan, “Savunu” isimli eserinin siyaset felsefesi çalışması için neden en iyi giriş metni olduğunun bir açıklaması ile başlıyor. Odaklanılan konu; Sokrates’in kendi hayat tarzını filozof olarak meşrulaştırması ve siyasal hayat için felsefenin faydasını savunması ile özgür ifadenin çiğnenmesinin bir sembolü olarak Savunu’nun ele alınması. 2. Derste ise, Platon’nun “Crito” isimli metni ele alınıyor.  Burada, Platon Sokrates’in, Homeros’un şiirsel kavramlaştırması üzerinde temellenen geleneksel vatandaşlık anlayışına karşıt olarak yeni bir tür vatandaşlık önerir. Sokrates’in ki, kişinin kendi bağımsız akıl ve yargı güçlerine dayanan felsefi bir vatandaşlıktı. Sokrates’in hapishane hücresinde geçen bir diyalog olarak Crito sivil itaatsizlik, dindarlık ve her vatandaşın topluluğun kanunlarına saygı gösterip onlara uygun yaşama görevi hakkındadır.

3) Filozoflar ve Krallar: Platon’un Devlet’i

Bu bölüm Steven B. Smith’in 3 ders olarak işlediği “Filozoflar ve Krallar: Platon, Devlet” isimli dersin tek bir kayıt altında toplanmış videosundan oluşuyor. rof. Steven B. Smith Platon’un Devlet isimli eserini ve Ploto’nun devlet sistemi hakkndaki felsefi görüşlerini anlatıyor. 1. Derste, Platon Devlet isimli eserinde, devleti ve onun çeşitli anlamlarını ahlak psikolojisi, adalet, şiirin, mitin ve metafiziğin gücü bağlamında sunar. Devlet kavramı aynı zamanda bir ütopya olarak da tartışılır. 2. Derste, Devlet hakkındaki tartışma devam eder. Çeşitli karakterler tanıtılır, onların diyalogdaki rolleri ve genel olarak eserde neyi temsil ettiği açıklanır. Sokrates’in Polemarchus’undaki adalet hakkındaki tanımına meydan okur, dost ve düşman arasındaki ayrımı sorgular ve tüm erdemlerin temelde bilgi ve düşünmeyi gerektirdiği şeklindeki ünlü tezini ortaya koyar. 3. Derste, tartışma devam eder ve vurgu öz-kontrol üzerindedir. Sokrates, bir kimsenin ehlileştirmeyi öğrenmesi gereken en güçlü tutkunun “thumos” dediği şey olduğunu ileri sürer. “Yüreklilik” ve “arzu”yu ifade etmek için kullanılan (thumos) hem erdemli devlet adamlarının hem de büyük tiranların peşinden gidebileceği kamusal yaşamın hırsları ile ilişkilidir. Ders, şehirde ve ruhta uyum olarak Platonik adalet fikri ile sona erer.

4) Aristoteles: Politika, Rejim ve Hukuk

Üç dersten oluşan bu bölümün ilk ders Aristoteles’in hayatının ve biyolojiden ahlaka ve siyasete neredeyse her konuda tematik denemeler mahiyetindeki eserlerinin bir sunumu ile başlıyor. Vurgu Aristoteles’in şehrin doğallığı ve insanın doğası gereği siyasal hayvan olduğu iddiasını geliştirdiği Politika üzerindedir. 2. Derste Aristoteles’in Politika isimli esrinin, III. ve VI. Kitaplarındaki rejim fikri üzerine yapılan özel bir vurgu ile Aristoteles’in karşılaştırmalı siyaseti tartışılıyor. Bu büyük eser bağlamında bir rejim bir topluluktaki formel haklar ve ödevlerin sayılması ile o topluluğun ayırt edici gelenekleri, örfleri ahlaki eğilimlerine işaret eder. Aristoteles bir halk ve şehre kimliliğini veren şeyin tam olarak rejim olduğunu ileri sürer. 3. derste Aristoteles hizipler arasındaki çatışmayı kontrol etmeye odaklanır. Oligarşi ve demokrasinin ilkelerinin bir karışımı olarak Politika, Aristoteles’e göre, hizipleri en başarılı bir şekilde kontrol edebilip her iki ucun da hakimiyet kurmasını engelleyebilen rejimdir. Profesör Smith politika fikrinin Madison’un güçlerin birbirinden ayrılıp birbirini kontrol edip dengede tuttuğu ve böylece hem tiranlık hem de iç savaş aşırılıklarından kaçınmayı mümkün kılan bir yönetim çağrısının öncüsü olduğunu ileri sürer.

5) Yeni Yollar ve Düzenler: Makyavel, Hükümdar

Prof. Smith’in iki ders olarak verdiği “Yeni Yollar ve Düzenler: Makyavel, Hükümdar” isimli dersin birincisinde Makyavel’in hayatı ve Rönesans Floransa’sının siyasal ortamının anlatımıyla konuya giriliyor. Profesör Smith Makyavel’in hem Hıristiyan imparatorluk hem de Romalı cumhuriyetten unsurları yeniden şekillendirerek tamamıyla kendisine ait yeni bir siyasal yönetim biçimi oluşturması nedeniyle modern devletin kurucusu olma payesine sahip olabileciğini iddia ediyor. Makyavel’li “Hükümdar” isimli eserinde devleti tıpkı öncülleri gibi evrenselci hırslara sahiptir, ancak o Hıristiyanlıktan ve klasik erdem kavrayışlarından özgürleşmiştir. İşlerin yürütülmesi hırsla, şan aşkıyla ve hatta peygambervari otorite unsurlarıyla donanmış yeni bir tür siyasal lider olarak hükümdarlara bırakılmıştır. İkinci derste Makyavel’in siyasetine ilişkin tartışma “Hükümdar” bağlamında devam eder. Hıristiyan ve klasik iyilik ve kötülük kavramlarının bir reformcusu olarak Makyavel kendi erdem ve erdemsizlik tanımlarını sunar, Platon ve Hıristiyanlıkla ilişkili söylemi ikame eder. Erdemi (virtu), erkeklik, güç, hırs ve her ne pahasına olursa olsun başarı elde etme arzusuyle ilişkilendirir. Talih (fortuna), güç, zorbalık ve atılganlık politikalarıyla fethedilecek bir kadındır. Siyasal ve felsefi literatürdeki “kirli eller” problemi ayrıntılı olarak tartışılmaktadır.

6) Egemen Devlet: Hobbes & Leviathan

Prof.Smith’in 3 ders olarak işlediği “Egemen Devlet: Hobbes ve Leviathan” isimli dersin ilkinde sıklıkla çelişkili olduğu söylenen Thomas Hobbes’un siyasi görüşlerine bir giriş yapılır ve Hobbes’un baş eseri “Leviathan”dan bahsedilir. Bir taraftan, Thomas Hobbes siyasal mutlakiyetçiliğin katı bir savunucusudur. Hobbes’cu egemenlik doktrini belli bir alanda ve tüm sivil ve ruhani kurumlar üzerinde mutlak güç tekelini dikte eder. Diğer taraftan Hobbes insanların mutlak eşitliğinde ısrarcıdır. Devletin bireylerin arasında bir sözleşmenin ürünü olduğunu, egemenin otoritesini yönettiği kişilerin iradesine borçlu olduğunu ve yönetilenlerin çıkarlarını sivil barış ve güvenliği temin ederek korumak zorunda olduğunu ileri sürer. Bu fikirler bazıları tarafından mutlakiyetçiliğe liberal muhalefetin bir işareti olarak yorumlanmaktadır.

İkinci derste, Hobbes’un en meşhur metaforu olarak “doğa durumu” açıklanır. Otoritenin veya kurallar, kanunlar ve düzen tesis edecek birisinin yokluğunda insan yaşamının durumu olarak anlaşılabilir. Birey kavramı Hobbesçu terimlerle tartışılır. Buna göre insanların temel özelliği irade sahibi olmaları ve tercihte bulunabilmeleridir. Bir ahlakçı olarak Hobbes doğa kanunlarının veya “akıl ilkeleri”nin hayata zarar verecek şeyler yapmayı yasakladığı sonucuna ulaşır. Üçüncü derse gelindiğinde Hobbescu terimlerle egemen kavramı tartışılır. Hobbes için “egemen” bir kişi olmaktan çok bir makamdır ve bizim yürütme gücü veya yürütme otoritesi dediğimiz şeyle karakterize edilebilir. Aynı zamanda Hobbes’un hukuk teorileri ve “adil kanunlar” ile “iyi kanunlar” arasında yaptığı ayrım da açıklanır. Ders modern devlet bağlamında Hobbes’un fikirlerinin tartışılması ile sona erer.

7) Anayasal Yönetim, Locke: İkinci Deneme

John Locke ve görüşlerinin anlatıldığı “Anayasal Yönetim: Locke, İkinci Deneme” isimli Üç dersten oluşan bu bölümde ilk olarak John Locke’un, Birleşik Devletlerinin kuruclarından biri olan Thomas Jefferson üzerinde büyük etkiden bahsedilir. John Locke insanların doğal eşitliğini, hayat, özgürlük ve mülkiyet doğal haklarına sahip olduklarını savunmuş ve meşru hükümeti daha sonra Thomas Jeffferson’un Bağımsızlık Bildirgesi’nde kullanacağı terimlerle tanımlamıştır. Ders Locke’un daha önce Makyavel ve Hobbes tarafından geliştirilen fikirleri nasıl daha liberal anayasal devlet teorisine dönüştürdüğünü gösterir. İkinci derste, Locke’un “İkinci Deneme” isimli eserinin nin giriş bölümlerinde yer verdiği, özel olarak İncil’e ait olan, insanların başlangıcına ilişkin hikayeyi yeniden nasıl işlediği incelenir. Kendilerini karar verici bir otoritenin olmadığı bir doğa durumunda bulan insanların emekleriyle elde ettikleri mülkü nasıl sahiplendikleri anlatıLIr. Ders doğal hukuk, rızaya dayalı yönetim ve Locke’un, siyaset teorisine en önemli katkısı olarak kabul edilebilecek Rıza Doktrinini tartışarak devam eder.

Üçüncü derte Locke’un eseri “İkinci Deneme” bağlamında iki önemli konu tartışılır. İlk olarak, Locke’un anayasal devlet teorisi bağlamında devletin yasama organı karşısında yürütmenin rolü tartışması vardır. İkinci olarak, Locke’un siyasal teorisi Amerikan rejimi ve çağdaş Amerikan siyaset felsefesi ile ilişkilendirilir. Ders, John Rawls’un kitabı Bir “Adalet Teorisi” ve onun genel teorisinin Locke siyasi fikirleriyle olan ilişkisinin tartışılmasıyla sona erer.

8) Demokrasi ve Katılım: Rousseau, Eşitsizlik Üzerine Söylev

Üç dersten oluşan bu bölümün ilkinde, giriş bölümü Rousseau’nun hayatı ve eserlerinin yanı sıra XIV. Louis’nin ölümünden sonra Fransa’dakı tarihsel ve siyasal olaylara bir giriş niteliğindendir. Çeşitli tür ve disiplinlerde yazan Rousseau Aydınlanma olarak bilinen siyasal ve entelektüel hareketin semeresini vermesine katkıda bulunmuştur. En önemli eserlerinden birisi eşitsizliğin izini sürdüğü ve zamanın ve tarihin insanlar üzerindeki etkisini tartıştığı İkinci Söylev (Eşitsizlik Üzerine Söylev)dir. Mükemmelleştirilebilirlik, acıma, duyarlılık, ve iyilik gibi nitelikleri tartışarak bunların hangilerinin bizim orijinal doğamızın parçaları olduğunu değerlendirir.

İkinci derte, İkinci Söylev’deki eşitsizliğin kaynakları tartışması devam eder. Bu ders gurur, kibir, kendini beğenmişlik gibi psiklojik özelliklerle ilişkili bir eğilim veya yeti olan amour-propre üzerinde odaklanır. Daha sonra Sosyal Sözleşme bir kimsenin kendi özgürlüğünü koruma arzusunun başkalarının kendilerininkini koruma ve savunma arzusu ile nasıl çatıştığı vurgusuyla tartışılır. Genel irade Rousseau’nun bireysel özgürlüğü koruma problemine cevabı olarak sunulur. Üçüncü derte “Genel irade” kavramı Rousseau’nun siyaset bilimine en büyük katkısı olarak kabul edilir. Genel irade medeniyetin en ağır sorunlarına, yani, eşitsizlik, amour-propre ve genel huzursuzluk sorunlarına cevap olarak sunulur. Sosyal sözleşme genel iradenin temelidir ve doğal özgürlük problemine cevaptır; çünkü, doğa kimin yöneteceği konusunda kendi başına bir rehber sunmaz. Ders Rousseau’nun mirası ve ondokuzuncu yüzyılda sonraki yazarlar ve filozoflar üzerindeki etkisinin tartışılması ile sona erer.

9) Demokratik Devlet Yönetimi: Tocqueville, Amerika’da Demokrasi

Üç dersten oluşan bu bölümde Amerikan demokrasisinin bugünkü temel kavramlarını ilk dile getirmiş olan Tocqueville ve eserleri anlatılılıyor, Birinci derste Prof. Smith ondokuzuncu yüzyılın başında Avrupa’da ve Yeni Dünya’da demokrasilerin ortaya çıkmasıyla birlikte siyaset felsefecileri özgürlük ve eşitlik arasındaki ilişkiyi yeniden değerlendirmeye başlayarak giriş yapıyor. Özellikle Tocqueville insan özgürlüğüne tehdit oluşturan yeni sosyal iktidar biçimlerinin yaratıldığını gördü. En meşhur eseri, Amerika’da Demokrasi, hala monarşinin restorasyonu amacına bağlı olan Fransız vatandaşları için yazılmıştı. Tocqueville vatandaşlarını Amerika’da şahit olduğu demokratik sosyal devrimin Fransa’nın geleceği için de geçerli olduğuna ikna etmeyi amaçlamıştır.

İkinci derste Tocqueville’in Amerikan demokrasisi için merkezi olduğunu düşündüğü üç özellik tartışılır: yerel yönetimin önemi, “sivil birlik/dernek” kavramı, ve “dinin ruhu.” Kitap basitçe Amerika’da demokratik tecrübeye bir övgü değildir; Tocqueville demokratik tiranlık potensiyeli konusunda derinden kaygılıdır. Üçüncü derte Profesör Smith, Tocqueville’in Amerika’da Demokrasi’si bağlamında demokratik devletin ahlaki ve psikolojik unsurlarını tartışır. Demokratik devletin kurumsal gelişimini, demokratik bireyin niteliklerini, demokratik karakterin psikolojik belirleyicilerini araştırır. Şahsi çıkar ahlakı tartışılır ve şöhret ve şan ahlakına bir antidot olarak anlaşılır. Nihayet, Tocqueville bir siyasi eğitmen olarak sunulur ve demokratik çağda devlet adamının rolüne dair görüşleri tartışılır.

10) Siyaseti Savunmak

“Siyaset Felsefesine Giriş” isimli serimizin bu son dersinde, Prof. Steven Smith önceki derslerin özeti niteliğinde bir toparlama yapıyor ve siyaset felsefesinin hayatımızdaki yerini ve önemini anlatıyor.