Hakkında

Pandora Projesi Nedir?

Pandora Projesi üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği seminer, konferans, açık ders. söyleşi gibi kaynakları derleyerek “felsefi antropoloji” bakış açısına sahip bir açık ders eğitim platformu oluşturma projesidir. Projenin amacı; disiplinler arası iletişimi daha da güçlendirecek ve eğitim kalitesinin artışını sağlayacak, multidisipliner bir yaklaşımın toplumsal olarak benimsenmesini sağlamaktır.

Pandora Projesi, ticari amaç gütmeyen, amatör bir girişim olarak bir yıl önce YouTube kanallarımızı açmakla aslında başlamış oldu. Abone sayımızın hızla çoğalması ve abonelerimiz içinde azımsanmayacak oranda akademisyen ve uzmanın olması bizi bu web sitesini açmaya teşvik etti. Bu geçen süre içinde sosyal bilimlerle ilgilenenlerin fen bilimlerine olan uzaklığı, fen bilimleriyle ilgilenenlerin sosyal bilimlere olan soğukluğu bize çok düşündürücü geldi. Aradaki uçurumun tahmin edilenden çok daha fazla olduğu anlaşılıyordu. Bununda temel konularda önemli oranda bilgi eksikliğine veya yanlış bakış açılarına neden olduğunu gözlemledik. Ama özellikle eğitime olan etkisi görmezden gelinemeyecek oranda. Bütünsel bir anlayış geliştirememek, eğitime sahip çıkamamayı ve eğitim alanının manipülasyona açık hale getirilmesini kaçınılmaz kılıyor. Böylece sadece YouTube’da arşiv oluşturmanın ötesine geçip bu siteyi geliştirmeye karar verdik.

Bu gün, eğitim üzerindeki ekonomik, siyasi ve kültürel müdahaleler, eğitimin kalitesinin gittikçe düşmesine neden olmaktadır. Ülkemizin ve dünyanın geleceği direk eğitimin kalitesine bağımlıdır. Gittikçe artan oranda kaliteli eğitime ulaşma oranı düşmekte, ancak parası olanların ulaşabileceği bir sosyal eşitsizlik ortamı oluşmaktadır. Bu da toplumsal olarak ekonomik ve siyasi sorunları tetiklemektedir. Dolayısıyla zengin kesimlerin kaliteli eğitme ulaşabilme fırsatı da, bu toplumsal dengesizlikten ötürü, ülkeye bir katma değer sağlamamakta, tam tersi sınıfsal farklılıkların ortaya çıkmasını daha da körüklemektedir.

Kısıtlı kaynaklarla eğitim seviyesini yükseltmenin en etkili yollarından biri, mevcut bakış açısını değiştirerek, eğitimi sadece okulların duvarları arasında kalacak kurumsal bir uğraş alanı olarak görmekten vazgeçmektir. Büyük filozofların çoğu, hakikat arayışlarında geldikleri son nokta eğitim olmuştur. Felsefede insanın varoluşunun kaynağı olarak görülen toplumsal “tin” bir sonraki nesile eğitim ile devrolarak, nesiller arasındaki yolculuğunu sürdürmekte. Hegel’in “tarihsel tin” diye tanımladığı toplumsal ruhun akademik düzlemdeki somut hali, eğitim müfredatının kendisidir. Aristoteles ve Platon’un topluma yönelik yaptıkları en somut girişim “Akademi” ve “Lise”yi kurmalarıydı. Heidegger’in işaret ettiği “bildung” kavramı ise eğitimin sadece okul duvarları arasında hapsedilemeyecek kadar önemli bir konu olduğuna işaret etmektedir.

Bu gün bu girişimin önündeki en büyük engel, aşırı uzmanlaşmanın getirdiği, disiplinler arasındaki açıklığın artarak bir uçuruma dönüşmesidir. Sanılanın aksine, toplumdaki kültürel ve inanç farklılarından ziyade, asıl en büyük etken, akademik anlayışın tarih içinde değişim geçirerek, akademinin bir çok disipline ayrılması ve bilimlerin temelindeki ortak amacın unutulmuş olmasıdır. Buda bütünselliğin kaybolmasına, ve de akademinin neoliberalizmin çarklarına kapılarak, rekabet kulvarlarına ayrılmış bir kuruma dönüşmesine neden olmaktadır. Neticede, bütünselliğin olmaması, akademinin şirketlere ve kurumlara eleman yetiştiren (şekillendiren, forma sokan) insan fabrikalarına dönüşmesini kaçınılmaz hale getirmekte.

Bütünsel bir dünya görüşü olmadan, uzmanlar ve uzmanlık her türlü manipülasyona açık, güçsüzleştirilmiş, bağımsızlığını yitirmiş unsurlara dönüşürler. Bütünsel bir dünya görüşü olmayan insan kaybolmuş demektir. Uzmanlık onun için sadece bir rekabet aracı olmaktan öteye gitmez. Çünkü uzmanlığının filizlendiği bilimsel köklerine yabancılaşmıştır artık. Doğal olarak ta rasyonel olmayan inançların peşine takılması gayet doğaldır. Çünkü insan psikolojik bir varlıktır ve ancak duyguları ve inançlarıyla bu dünyada var olabilir. Salt bilimin bunun yerini doldurabileceği inancı son derece hatalıdır. Neticede bu bakış açısı da bir inançtır ve diğer inançlarla karşılaştığında, diğerlerince, bilim olarak değil inanç olarak değerlendirilir. Buda toplumun genelinde bilimin bilim olarak değil de inançlardan biri olarak algılanmasının temelini oluşturur. Bazen, bizzat bilim insanları tarafından da bilimin kendisi ile “bilime olan inanç” konusu bir birine karıştırılmaktadır. Bilime olan inanç felsefe ile olur. Felsefe olmadan bilime inanmak herhangi bir inanca inanmaktan farksız hale gelir ki zaten toplum içindeki bilimin bilim olarak görülmemesinin, bir inanç gibi algılanmasının nedeni de budur. Bu yüzden, felsefesiz bilim ve bilimsiz felsefe dünyadaki bu gün yaşadığımız problemlerin kökenindeki akademik neden olarak görülebilir.

Pandora Projesi bütünsel bir dünya görüşü oluşturmak için bilime felsefeyi, felsefeye de bilimi kaynaştırmak için planlanmıştır. Pandora Projesi bunu yapabilmek için, eğitim kurumlarından bağımsız, kişilerin veya grupların kendi imkanlarıyla ulaşabilecekleri eğitim materyallerini, tüm dünyadaki kaynaklardan derleyerek internet üzerinden kullanıma sokmayı hedeflemiştir.

Projenin Yöntemi ve Hedefleri

Faydalandığımız Açık Eğitim Kaynaklarının Bazıları:

LOGOLAR-1

%d blogcu bunu beğendi: