Felsefe ve edebiyat sohbetlerinin bu bölümünde Proust ve zaman kavramının hafıza açısından oluşturduğu paradoks ele alınıyor… Geçmiş ancak hatırlanınca vardır. Hatırlamak ise “şimdi” de olan bir şeydir. Dolayısıyla, bizim geçmiş dediğimiz aslında gelecekte hatırlamak üzere kastettiğimiz olmuş oluyor. Yani kısaca biz patrikte geçmiş diye geleceği yaşamış oluyoruz fakat geçmiş diye aslında hiç var olmayan ve var olmayacak bir zamana inanıyoruz… Söyleşide daldan dala atlanıldığı için konuyu takip etmek biraz zor ama felsefi açıdan son derece karmaşık ve zor bir problemin edebiyat penceresinden nispeten daha anlaşılır olarak ele alınması açısından faydalı bir program. Bu konuyla ilgili olarak aşağıdaki diğer videoları da öneriyoruz:

Şimdiye Göre Geçmişin Tarihini Yeniden Yazmak

Zaman ve Sıkıntı

Algı, Dikkat ve Bellek

Fenomenoloji ve Zihin Felsefesi