Aristoteles’in ruh anlayışı bizim günümüzdeki mistik, spritüel ruh anlayışından farklıydı. Aristoteles ruh deyince maddeden apayrı bir varlıktan bahsetmiyor, maddenin bir devamı niteliğinde, organik maddenin varoluş şekli olarak yorumluyordu. Ki bu bir biçime Antik Yunan’da ki “psişe” ismi verilen ruh anlayışına da paraleldi. Antik Yunan’da, beden ölünce, bedenle birlikte ölen fiziksel bir ruh anlayışı vardı. Bu tür ruh anlayışı; Descartes’in ve dinlerin kastettiği ruh anlayışından çok farklı, nesnel bir ruh düşüncesidir. Tam olarak kastedilen fenomenal bir ruhtur. Yani canlılıktan ayrı düşünülemeyecek, kendi başına bir varlık şeklinde değil, canlılığın aktivitesiyle meydana çıkan süreçler bütünüdür. Sürecin bizatihi kendisidir. Kısaca canlı olma haline verilen başka bir isim gibi düşünülebilir. Bu durumu arabanın motorunun çalışmasına benzetebilirsiniz. Arabanın motoru maddi, nesnel bir şeydir. Ama motorun çalışma hali, çalışırken ki ivme gücü, ürettiği hareket, sıcaklık motordan bağımsız kendi başlarına fizik, kimya konusudur. Ama motordan bağımsız da var olamayacak şeylerdir. Motorun çalışmasıyla ortaya çıkarlar. Motorla birlikte ortaya çıkan bu durumların diğer ismi de canlılık süreçleridir. Ölünce ortadan kalkarlar, süreç kesilir. Biz bunlara bakıp, bunlar için arabanın ruhu tanımını kullanmayız. En fazla arabanın kuvveti, gücü falan deriz. Ruhta bedenlerin kudretidir.

Aslında felsefenin “Tanrı” anlayışı da bu ruh anlayışına paraleldir. Platon ve Aristoteles Tanrıdan bahsederken aslında evrenin kudretinden (kudretlerinden) bahsederler. Şimdiki anlamda dinlerin kastettiği bir varlık olan Tanrıdan değil. Bu bir varlık olan Tanrıdan ziyade daha çok “tanrısallık” anlamına gelir. Fakat Platon ve Aristoteles’ten bu yana geçen süre içinde, özellikle, Orta Çağda kilisenin büyük uğraşlarıyla, felsefeye nüfus eden din kökenli felsefeciler, felsefedeki bu tür kavramları deforme ederek günümüzdeki anlamlarının ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Buna tarihte ilk felsefi tepkiyi veren Spinoza olmuş ve Tanrıyı doğanın kudretleri şeklinde yeniden tanımlamıştır. Bu yüzdende “pagan” olduğu gibi yanlış bir algının kurbanı olmuştur.