Kant “Saf Aklın Eleştirisi”nde mutlak varlık anlayışının yanlış olduğunu, mutlaklığın olduğu bir yerde bilincin ve aklın olabilmesinin mümkün olamayacağını, mantık bilimine dayanarak kanıtlamasını yapmıştır. Bu yüzden Tanrının da ancak “kavram” olarak var olabileceğini ve de “aklı” ortaya çıkaran kurucu bir unsur olarak bir zorunluluk olduğunu iddia etmiştir. Bu açıdan bakıldığında; bir şey kurucu unsur şeklinde sadece kavramsal olarak varsa, bu noktadan sonra bu kurucu unsura ister Tanrı deyin, isterse doğa yasaları veya fizik kuvvetleri, bir şey fark etmez. Bu da bizi “ruh” dediğimiz şeyin de aslında bir duruma, bir sürece verdiğimiz bir isim olduğu sonucuna götürür.

Fakat insanlık tarihi bu iki kavramı yani “Tanrı” ve “ruh” kavramını birer mutlak varlık şeklinde tahayyül etme eğilimindedir. Dolayısıyla bu da “din” dediğimiz ve gerçekte mümkün olamayacak bir düşüncenin, ikircikli (düalist) bir anlayışla, inanç şeklinde ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Kant’ın saf aklın eleştirisinde ortaya koyduğu; “transandantal dedüksiyon” ismi verilen bir mantık yürütme yöntemine dayalı bu yaklaşımı felsefeye uzak kişilerce anlaşılması son derece zor. Kant bu yöntemi kullanarak, kendinden önceki bazı felsefecilerin ve teologların, “kozmik ispat” ismi verilen ve aslında yanlış bir mantık yürütmeye dayanan Tanrı ispatının “mutlak varlık” anlayışı kapsamında mümkün olamayacağını göstermiştir.

Felsefe tarihinde bazılarınca son derece yanlış anlaşılan “transandantal felsefe” Kant’ın aslında dolaylı yoldan bir tür Tanrı ispatı yaptığı gibi yorumlanmıştır. Günümüzde “Yeni Kantçılar” denen bir akım yeniden bu yaklaşımı tekrar ele almış ve bu yaklaşıma dayalı “yapay zeka” çalışmaları gündeme gelmiştir.

Yukarıdaki videoda Prof. Dr. Bülent Gözkan bu zor felsefi kavrama çok girmiyor, kısaca değinip geçiyor. Daha çok bu kavramı temel alıp, felsefeye yeni başlayanlarında anlayacağı biçimde, Kant’ın felsefe tarihinde yaptığı devrimi ve dolayısıyla buna bağlı olarak ta bilim dünyasına ve aydınlanmaya yaptığı katkıyı anlatıyor. Son derece değerli bilgiler vererek, anlaşılır biçimde bazı temel konuları felsefe tarihi açısından özetliyor. Günümüzde felsefenin ilgilendiği problemlerin en temelinde ne olduğu ile ilgili genel bir bakış açısı sağlıyor.

Kant’ın transandantal felsefesi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler buraya basarak Bülent hocanın bu konudaki makalesine ulaşabilir.