Nüfus sayımları çoğunlukla politik olarak etkilendikleri için doğru değillerdir. Gelişmekte olan ülkelerdeki doğum oranları gelişmiş ülkelerin iki katıdır. İnsanların çoğu az gelişmiş ülkelerde yaşar, dolayısı ile doğum oranları daha yüksektir. Dünyadaki ortalama doğum oranları, ölüm oranlarının iki buçuk katıdır, bu yüzden nüfusun sabitlenme seviyesine gelmekten çok uzağız. Ölüm oranları dünyanın her yerinde önemli ölçüde azalmıştır; yeni gelişmeler demografik eğilimleri önemli ölçüde değiştirmeyecektir. Şimdi doğum oranlarındaki değişim, nüfusu kontrol eden faktördür. Demografik veriler yaş yapısına göre doğrulanmalıdır. Fakir bir ülkedeki genç nüfus, zengin bir ülkedeki yaşlı nüfustan daha düşük ölüm oranına sahip olacaktır. Yüksek doğum oranlarına sahip ülkeler ve nüfusu artan ülkelerde çocukların oranı daha yüksek olacaktır. Her bir düşük yaş grubunda yaşlı grubundan daha fazla insan olacaktır. Doğurganlık çağını terk eden kadınlardan çok daha fazla genç kız doğurganlık çağına girmektedir. Dünyada kadın başına doğumlar düşmektedir, fakat çocuk doğuranların sayısı her zamankinden fazla olduğu için doğan çocuk sayıları azalmamaktadır. Bu ‘momentum’ dan dolayı nüfusun sabitlenmesi (kadın başına yaklaşık olarak 2 çocuk) doğumların düşmeye başlamasından ancak 100 yıl sonra gerçekleşecektir. Gelişmekte olan ülkelerde doğum oranlarının düşmesine rağmen, nüfus artışı genellikle ekonomik gelişmelerin önüne geçer. Bu durumda insanlar modernizasyondan vazgeçerek, onun yerine hayal ettikleri daha müreffeh bir geçmişe gitmek isteyebilirler.