Prof. Dr. Hüseyin Özel neoliberalizmin ne olduğunu anlatıyor ve kapitalizmin felsefi analizini yaparak, kapitalizmin fay hatlarını irdeliyor. İnsanın anlamını ve insan haklarının neoliberal yeni dünya düzeni karşısındaki durumunu sorguluyor.

Günümüzde artık felsefi olanı, politik olandan ayırmak gittikçe güçleşiyor. Politik olan, ideoloji yolu ile gündelik hayatın her alanını o kadar kontrol altına alıyor ki düşüncelerin yönünü belirliyor. Dolayısıyla gerçekliği çarpıtarak hakikati muallaklaştırıyor, silikleştiriyor. Bu duruma aslında Aristoteles’ten beri filozoflar dikkat çekiyorlardı ama günümüzde iletişim teknolojileri ve medya sayesinde adına neoliberalizm dediğimiz, saldırgan (aktif) bir kapitalizmle karşı karşıyayız. Bu yeni kapitalizme ne felsefe, ne din ne de sol ideolojiler karşı koyabiliyor.

Eski klasik liberalizmde, kapitalizm tarif edilirken sermayesi olmayanların kendi emek güçlerini meta olarak pazara sunduklarından bahsedilirdi. Marks bile kapitalizmi böyle düşünmüştü. Fakat bu tanımda bir hata yapıldığı artık anlaşılıyor. İnsanın emeği, zamanı, entelektüel üretimi zaten insanı ortaya çıkaran, insanı insan yapan özellikleriydi. Aslında bunlar birer meta değildi, bunlar insandan ayrı düşünülemezdi. İnsan adı üstünde eyleyen varlıktı, eyledikçe varoluşu gerçekleşen varlık… Dolaysıyla pazara insan emeği diye sunulan aslında insanın kendisiydi, metalaşan varlık bizatihi insandı!

Günümüzde ise kapitalizm bir adım daha öteye gidiyor ve zaten bizden zihnimizi, bedenimizi, değerlerimizi kısaca tüm benliğimizi talep ederken, bununla yetinmeyip, geleceği de garanti altına almak için neoliberalizm adı verilen yeni dünya düzeninde insanın bizatihi kendisini üretmeyi fütursuzca talep ediyor. Önceden devletin en temel işlevleri sayılan eğitim, sağlık, güvenlik gibi alanlarında özel sektöre devredilmesiyle, kapitalizm kendi sistemi için daha verimli bir insan tipi üretmeyi hedeflemiş durumda. Neoliberalizm, insana, aynı fabrikalarda ürün üretmek gibi, eğitim kurumlarında kapitalizme uygun biçimde üretilecek bir meta olarak bakıyor. Zaten böylesi daha verimli, daha doğru olan değil mi? Köklerine yabancılaşmış, varoluş anlamını yitirmiş ve böylece sistem için problem yaratmayan, sistemi sorgulamayan yeni versiyon bir insan modeli!

Acaba insanın özü gerçekte hep bu muydu, binlerce yıldır insanlık bir yanılgı içinde miydi?… Prof. Dr. Hüseyin Özel bu sorulara dinleyicilerle birlikte cevap arıyor…