Prof. Robert Wyman’ın üç ders olarak verdiği “Avrupa’da Demografik Geçiş” isimli derslerin tek video altında toplanmış kaydı. Derslerin özetlerini aşağıda bulabilirsiniz.

DER-1: Ölümlerin Azalması ( 0:14 ):

Avrupa’da nüfus 1200 ile 1700 yılları arasında çok az artmıştır; bunun nedeni temelde hastalıklar ve savaşlardır. İnsan dışkıları ve hayvan leşleri uygun bir şekilde toplumdan tecrit edilmediği için çoğunlukla su kaynaklarını kirletiyordu. Şehirler o kadar pisti ki buralarda doğanlardan çok, ölenler vardı. Çocukların yaklaşık üçte biri bebeklik döneminde ölüyordu; daha fazlası da terk edilmekten ya da sütannelere gönderilme döneminde bakımsızlıktan ölüyordu. Hayatta kalan çocuklarsa günaha yönelmemeleri için katı bir disipline tabii tutuluyordu. Tıp, ancak kan verme gibi bulaşıcı, hatta zararlı uygulamalar yapabiliyordu. Newton’un Principia (1687) isimli eseri ve Aydınlanma ile (on sekizinci yüzyıl) dini davranışların yerini bilimsel davranışlar almaya başladı: biyolojik ve fiziksel dünya bilimsel çalışmaların konusu olmaya başladı. Sanitasyon, hijyen ve halk sağlığında gelişmeler oldu. Aşılar ve aşılama gelişti. Endüstri Devrimi başladı. Ölüm oranları azaldıkça nüfus artmaya başladı. İnsanların çoğu nüfus artışının iyi bir şey olduğunu düşünmesine rağmen Malthus nüfusun yiyecek üretiminden daha fazla arttığını, bunun insanları geçim sefaleti tuzağına düşüreceğini düşünerek endişeye kapıldı.

DER-2: Doğurganlığın Azalması ( 1:01:38 ):

Malthus’dan önce nüfus artışı bir ülke için zenginlik ve güç anlamına geliyordu. Amerika’daki hızlı nüfus artışının İngilizlerin (Devrim yoluyla) ve Fransızların (Lousiana’nın satın alınması yoluyla) Amerikan’dan atılmasında önemli bir rolü vardı. Fakat aslında 1700’lerde Avrupa’da fakirlerin sayısı artıyordu. Malthus, fakirliğin insanlarla kaynaklar arasındaki dengesizlikten ortaya çıktığını iddia ediyordu; nüfus çok hızlı artabileceğinden, bu üretimdeki bütün kazançları ortadan kaldırabilirdi. O, üretimde üslü bir artış ya da doğumlarda gönüllü olarak bir azalışın olacağını tahmin etmiyordu. Ancak, yüksek nüfus seviyeleri ve çevresel kısıtlılıklar Malthus’un düşüncelerinin halen önemli olduğunu gösterir. On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılda Avrupa’da ölümler azalmaktaydı ve bu, nüfus patlamasına sebep oldu. Endüstri Devriminin kazançları artan nüfusla neredeyse dengelenmişti. Çalışan kesimin kişi başı geliri fazla artmadı. Doğumlar on dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar düşmedi; bu tarihten sonra kişi başına düşen gelir hızla artmaya başladı. Azalan ölümler, yükselen yaşam standartları ya da diğer sosyo-ekonomik faktörler doğum oranlarının azalmasının nedenlerini tam olarak açıklayamadı. Önce ölümlerin sonra da doğumların azalması Demografik Geçiş olarak isimlendirilir. Yaşam süresinin uzaması ve çocuk doğurma ve çocuk bakımına ayrılan zamanın azalmasının getirdiği özgürlük insanoğlunun yaşadığı en önemli gelişmelerden biridir.

DER-3: Demografik Geçiş ( 2:04:40 ):

Demografik Geçiş’ten önce kuzeybatı Avrupa’da doğurganlık, evliliklerin kısıtlanması yoluyla kontrol ediliyordu. Evlilikler arazi sahipleri ve kiliseler tarafından organize ediliyordu ve bir erkeğin, bir aileyi geçindirecek kaynakları elde etmeksizin evlenmesine izin verilmiyordu. Arazi sahibi olmak için uzun zamanın geçmesi gerektiği için bir hizmetçinin ya da çırağın böylece evlenmesi engelleniyordu. Evlendikten sonra doğumlar kontrol edilmiyordu. Fakat verilen herhangi bir zaman aralığında erkeklerin sadece yarısı evliydi, yani doğumlar olabilecek maksimumum yarısı kadardı. Sonunda doğum kontrolü yöntemleri kabul edildi ve evliliklerde doğum oranları azaldı. Artık toplumun evlilikleri kontrol etmesi gerekmiyordu ve evlenme oranları çok fazla arttı. Evlenme, seks ve çocuk doğurma ile ilgili kararların verilmesi toplumdan, bireylere geçmişti. Avrupa’da doğurganlık, çoğunlukla 1879 ile 1930 arasında hızlı bir şekilde düştü. En büyük bilimsel çalışma olan The Princeton European Fertility Project (Princeton Avrupa Doğurganlığı Projesi) yeni sosyal normların kültürel olarak aktarılmasının bunda önemli bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Demografik Geçiş nüfusu 10 kat, yaşam süresini ise 3 kat arttırmıştır. Bu, insanların hayat tecrübesini temelden değiştirmiştir.