Yeryüzündeki avcı-toplayıcı topluluklar, daha sonraki tarımcılardan sayıca çok daha azdı. Yiyecek kaynaklarının çeşitli olması, avcı-toplayıcıların ekin zararlarından etkilenmemelerine sebep olmuştur ve dağınık oldukları için de bulaşıcı hastalıklara yakalanmamışlardır. Avcı-toplayıcılar daha sağlıklıydı ve erken tarımcılardan daha az çalışıyorlardı. Onların sayısı Malthus sefaleti düzeyine kadar neden artmamıştır? Onların sayıları gruplar arası şiddet nedeniyle az olmuş olabilir. Tarım daha yoğun bir iş gücü gerektirir ve daha kısıtlı bir diyet sunar. İnsan grupları hızlı artıp, ama aniden yok olma eğilimindedir. İnsan grupları iklimsel- ya da hastalıkların neden olduğu tarımsal afetlere maruzdur. Fakat tarım insanların yiyecek fazlası üretmesini sağlar ve bunlar savaşçı kabileler ya da ordular tarafından çalınabilir. Bu fazlalık nüfus artışına, şehirlerin ve sınıflı toplumların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Avrupa’da belki de 1700’lere kadar ölüm oranları çok yüksekti: kadınların ancak üçte biri doğurganlık döneminin sonuna kadar yaşayabiliyordu. Bu ölüm oranıyla, hayatta kalan doğurgan kadınların ortalama altı çocuk yapması gerekiyordu; aksi taktirde toplum yok olurdu. Uzun sürede gelişen bütün büyük dinler ve kültürler yüksek doğurganlığa vurgu yapıyordu: ‘Üretken olun ve çoğalın.’